Vesîletü'n Necât 9 - Faslun fî Bî'seti'n-Nebî Salavâtu'l-lâh-ı Teâlâ Aleyhi ve Selâmuhû


Vesîletü'n Necât 9 - Faslun fî Bî'seti'n-Nebî Salavâtu'l-lâh-ı Teâlâ Aleyhi ve Selâmuhû

Resim: Kandilli Sırtlarından Bebek
Ressam: Nazmi Ziya Güran

 

 

فصل في بعثة النبي صلوات الله تعالى عليه وسلمه

Faslun fî Bî'seti'n-Nebî Salavâtu'l-lâh-ı Teâlâ Aleyhi ve Selâmuhû

Fahr-ı âlem erdi çün kırk yaşına
Kondu pes tâc-ı risâlet başına

 

Dem-be-dem âvâz gelürdi yâ Emîn
Seni kıldım rahmeten li'l-âlemîn

 

İndi Kur'ân âyet âyet beyyinât
Zahir oldu nice türlü mu'cizât

 

Evvelâ ol kim mübarek cisminin
Gölgesi düşmezdi yere resminin

 

Nûr idi başdan ayağa gövdesi
Bu ayândır nûrun olmaz gölgesi

 

Hem mübarek başı üzre her zamân
Bir bölük bulut olurdu sâye-bân

 

Her nere varsa bile varırdı ol
Başı üzre dâimâ dururdu ol

 

Ol mübarek gözlerinde mu'cize
Nicedir ol dahi eydeyim size

 

Nice kim önünde görürdü ayân
Öyle ardında görürdü ol hemân

 

Vahy içün indikde Cibrîl-i Emîn
Gökden ayrıldığı sâatde hemîn

 

Cebrail'in kokusun alırdı ol
Vahy içün indiğini bilirdi ol

 

Depredicek dudağın ol mâh-veş
Deprenirdi gökde hem kurs-ı güneş

 

Dokunıcak saçına bâd-ı sabâ
Misk ü anberden dolar idi hevâ

 

İnci dişleri şuâından gice
İğne düşse bulunurdu ey hoca

 

Sadrı nûrundan karanû giceler
Yolda yürürdü yiğitler kocalar

 

Çünişâret kıldı ol mahbûb-ı
Hak Parmağıyla aya oldu iki şak

 

Terlese güller olurdu her teri
Hoş dererlerdi terinden gülleri

 

Dikdi hurmayı hem ol şâh-ı cihân
Dikdiği sâatde yemiş verdi hemân

 

Mu'cizâtı haşre dek dinse müdâm
Nice haşr olsa buna gelmez hitâm

 

Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile eydün es-Salât

 

İnci dişleri şuâından gice
İğne düşse bulunurdu ey hoca

 

Sadrı nûrundan karanû giceler
Yolda yürürdü yiğitler kocalar

 

Çünişâret kıldı ol mahbûb-ı Hak
Parmağıyla aya oldu iki şak

 

Terlese güller olurdu her teri
Hoş dererlerdi terinden gülleri

 

Dikdi hurmayı hem ol şâh-ı cihân
Dikdiği sâatde yemiş verdi hemân

 

Mu'cizâtı haşre dek dinse müdâm
Nice haşr olsa buna gelmez hitâm

 

Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile eydün es-Salât

 

Tâc-I Risâlet: Peygamberlik Tacı.
Dem-Be-Dem: Sık Sık.
Rahmeten Li'l-Âlemîn: Âlemlere Rahmet.
Beyyinât: Apaçık.
Ayân: Açık, Aşikâr.
Sâye-Bân: Gölgelik
Eyitmek: Söylemek (Eydeyim: Söyleyeyim).
Mâh-Veş: Ay Gibi, Ay Yüzlü.
Kurs-ı Güneş: Güneş Yuvarlağı.
Bâd-ı Sabâ: Hoş, Latif Rüzgâr
Şuâ: Parıltı.
Çün İşaret Kıldı: İşaret Kılınca.
İki Şak: İki Parça.
Dererlerdi: Toplarlardı.
Sâatde: Bu Kelime Vezinden Dolayı "Sâat" Şeklinde Olmalıdır.
Müdâm: Devam Eden.
Hitâm: Son.
Od: Ateş.
Necât: Kurtuluş.

فخر عالم ايردى چون قرق ياشنه
قوندى پس تاج رسالت باشنه

 

دمبدم آواز گلوردى يا أمين
سنى قيلدم رحمة للعالمين

 

ايندى قرآن آيت آيت بينات
ظانر اولدى نيجه دورلو معجزات

 

أوّلا اول كيم مبارك جسمنڭ
گولگه‌سی دوشمزدی یره رسمنڭ

 

نور ایدی باشدن آیاغه گوگده‌سی
بو عیاندر نورڭ اولماز گولگه‌سی

 

هم مبارك باشى اوزره هر زمان
بر بولوك بولوت اولوردى شايه‌بان

 

هر نره وارسه بیله واریردی اول
باشی اوزره دائما طوروردی اول

 

اول مبارك گوزلرنده معجزه
نيجه‌در اول داخی ایده‌یم سزه

 

نیجه کیم اوڭنده گوروردی عیان
اویله آردنده گوروردی اول همان

 

وحی ایچون ایندقده جبریل أمین
گوکدن آیریلدیغی ساعتده همین

 

جبرائیلڭ قوقوسن آلیردی اول
وحی ایچون ایندیگنی بیلیردی اول

 

دپردیجك طوداغن اول ماهوش
دپرنيردى گوكده هم قرص گونش

 

طوقونيجاق صاچنه باد صبا
مسك و عنبردن طولار ايدى هوا

 

اينجى ديشلرى شعاعندن گيجه
ايگنه دوشسه بولنوردى اى خواجه

 

صدرى نورندن قراڭو گیجه‌لر
یولده یوروردی ییگیتلر قوجه‌لر

 

چون اشارت قیلدی اول محبوب حق
پارماغیله آیه اولدی ایکی شق

 

ترله‌سه گللر اولوردی هر تری
خوش دیررلردی ترندن گللری

 

دیکدی خرمایی هم اول شاه جهان
دیکدیگی ساعت ییمش ویردی همان

 

معجزاتی حشره دك دينسه مدام
نيجه حشر اولور بوڭا گلمز ختام

 

گر دیلرسز بولاسز اوددن نجات
عشق ایله درد ایله ایدڭ اصلات

 

تاجِ رِسالَت: پیغمبرلك تاجى.
دَمبَدَم: صيق صيق.
رَحمَةً لِلعالَمين: عالملره رحمت.
بَيِّنات: آپ آچيق
عَيان: آچيق، آشكار.
سايه‌بان: گولگه‌لك.
أييتمَك: سويله‌مك.
أيده‌یِم: سویله‌یه‌بم.
ماهوَش: آی گبی، آی یوزلی.
قُرصِ گونَش: گونش یووارلاغی.
بادِ صَبا: خوش، لطیف روزگار.
شُعاع: پاریلتی.
چون اِشارَت قیلدی: اشارت قیلنجه.
ایکی شَق: ایکی پارچه.
دیرَرلَردی: طوپلارلردی.
مُدام: دوام ایدن.
خِتام: صوڭ.
اود: آتش.
نَجات: قورتولوش.

Kaynak:
Süleyman Çelebi ve Mevlîd  - Bilal Kemikli (2018 Mart-İstanbul) Türkçeyi Kuranlar Serisi KETEBE Yayınları Sayfa: 47

 

Türkçe Mütercimi:  Hüseyin SAYKILI
Tashih: Furkan TAŞKIN

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar